Kaygı nedir?

Kaygı, genel olarak başa çıkılması güç bir durum karşısında bireyin kendisini yetersiz ve eksik hissetmesine denir.

Birey kaygılı olmaya devam ettiği müddetçe, belirsiz korku hali ve sıkıntıyı yaşayacak, kendi yetersizlik ve çaresizlik duygularına odaklanacaktır. Böylece kişi kendisini bir alarm durumunda ve sanki bir şey olacakmış gibi bir duygu içinde hisseder. Hepimiz zaman zaman kendimizi stres altında ya da kaygılı hissedebiliriz.

Örneğin; trafik, işin yetişememesi, sınavlar vs. korku ve stres durumları beraberinde kaygıyı da getirir. Kaygı, insanın kendini tehlikelere karşı korumasını sağlar. Bu tepki canlılarda normalde tehdit tehlike karşısında savunma ya da saldırı amaçlı bir davranışın ortaya konması için gereklidir. Denetim dışına çıkıp kaygı çok yoğun ve sürekli olduğunda yani kişinin işlevselliğini aksattığında ise bir rahatsızlık olarak ortaya çıkar. Bu rahatsızlıklara kaygı bozuklukları diyoruz.

Ancak bu bozukluklar etkili tedavi yöntemleri ile iyileştirilebilir ve insanlar normal hayatlarına geri dönebilirler. Kaygı, kökenini çocukluk yaşantısında verilen eğitimden anne baba, öğretmenler, arkadaşlar ve yakın çevredeki kişilerle ilişkilerden alır. Anne baba ve yakın ilişkide bulunulan kişilerin kaygı düzeyleri de, kaygının gelişmesinde önemli rol oynar.

Yanlış anne-baba tutumları kaygının oluşumundaki önemli nedenlerden biridir. Kaygılı ve gergin bir anne bu duygularını çocuğuna yaşamının ilk günlerinde bile geçirebilir. Yapılan bir araştırmada kaygılı çocukların annelerinin de kaygılı insanlar olduklarını ortaya koymuştur. Aynı araştırmada, kaygılı kişilerin anne babalarının çoğunlukla çocuklarından çok şeyler bekleyen ve onlara sevgi ve desteği, ancak bu beklentileri karşılandığında sağlayan kişiler olduğu gözlemlenmiştir.

Böyle bir ortamda yetiştirilen kişi, doğal olarak kendisine gerçekdışı amaçlar seçer, sürekli özeleştiri yapar ve kendisinde umduklarını gerçekleştiremediğinden kaygı yaşar. Annenin heyecanları ve özellikle kaygıları, bebeklikte otomatik bir tepki yaratır. Çünkü daha bebeklikte, bebek annenin kendisine gösterdiği ilgi, ilgisizlik, sevgi ve olumsuz duygularını sezebilme olanağına sahiptir.

Bedensel değişimler

Tehlike: Kalp vurum sayısının artması, kan basıncının yükselmesi, kas geriliminin artması, sindirim sisteminin çalışmasının yavaşlaması, gözbebeklerinin büyümesi..vb Tehlike evresinde kaygı düzeyinin yükselmesine bağlı olarak endişe, karamsarlık, öfke, korku sinirlilik, tedirginlik artar.

Bunlara bağlı olarak da bilişsel işlevler olumsuz yönde etkilenir. Dikkat toplama, odaklaşma, hatırlama, karar verme zorlaşır. Bu evrede verilen savaş organizmayı zararlı etkeni ortadan kaldırmazsa, direnç evresine bağlı belirtiler ve yakınmalar ortaya çıkar.

Direnç: Ağızda, boğazda kuruluk, bitkinlik, iştahsızlık, çok yemek yeme, baş ağrısı, baş dönmesi, boyunda, belde, ensede gerginlik ve kasılma, ellerde titreme, terleme, dururken, otururken, yürürken dengesizlik, sallanma, uykusuzluk, aşırı uyku, mide ve bağırsak bozuklukları, konuşma güçlüğü..vb. Bu belirtilerin uzun sürmesi durgunluk, ilgisizlik, isteksizlik gibi duygulanım değişiklikleri yaratabilir. Bilişsel alanda dikkat, bellek, düşünce bozuklukları şiddetlenir.

Çöküntü: Direnç evresinden sonra gelen çöküntü evresinde, bir önceki evrede ortaya çıkan hastalıklara bağlı, geri dönüşü olmayan organik bozukluklar başlar. Bunlara bağlı belirti ve yakınmalar türlü hastalık tablolarına dönüşebilir.

Psikolojik değişimler

• Sürekli tedirginlik duygusu,
• Sürekli ekonomik endişeler,
• Aile bireylerine ve arkadaşlara duyulan öfke, bastırılmış öfke duyguları,
• Hayattan sıkılma, -Hiçbir işe dikkatini verememek veya birini bitirmeden yeni bir işe başlamak,
• Bayram ve hafta sonu tatillerinden korkmak, tatil isteksizliği,
• Yalnız kalmaktan korkma, -Sorunlarını hiç kimseyle paylaşamamak, tartışamamak

Kaygının tedavisi

İlaç tedavisi belli noktalarda gerçekten önemlidir. Ancak sadece ilaçla kaygı bozuklukları tedavi edilemez. Mutlaka psikologtan psikoterapi görülmesi gerekmektedir. Çünkü bu, hastalığın tekrar etmesini azaltır. Tedavi, kişinin ihtiyaçlarına ve rahatsızlığına göre değişir. Terapist ve danışan ekip halinde beraber çalışmalıdır.

Çoğu danışanlar 8-10 seansta belirgin gelişmeler göstermektedirler. Tabi bu tedavi planına uyum gösterenler için sunulmuş bir rakamdır. İnkar edilemez nokta şudur ki; kaygı bozuklukları insanların işlevselliğini bozar. Kişi işine gidemez, aile ve sosyal çevresiyle sorunlar yaşar. Bu yüzden doğru profesyoneli aramak önemlidir. Duyguların ve düşüncelerin kontrolü ile birlikte, kişilerin yaşamları da kontrol altında tutulabilir.

Sözlükte "kaygı" ne demek?

1. Üzüntü, endişe duyulan düşünce tasa.

Cümle içinde kullanımı

Korku ve kaygıyla vücudunu dinledi.
- A. İlhan
Bunların tek kaygıları gördüklerini, duyduklarını okurlara iletmektir.
- S. Birsel

Kaygı kelimesinin ingilizcesi

n. worry, anxiety, care, fear, apprehension, discomposure, disquiet, disquietude, inquietude, perturbation, preoccupation, solicitude, fears

Son eklenenler

opu
npn

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç